20 Kasım 2011 Pazar

bir dershaneye gidememek





dün sabah uyanıp evden çıktım.bir dershaneyle iş görüşmem vardı.ancak dershaneye gidemedim.evet evden çıktım.ve dershane de ortadan kaybomamıştı.ama oraya gidemedim.üstat mario levinin bir şehre gidememek romanını anımsatan bu olayı isterseniz en baştan anlatayım.bir kaç gün önce kim bilir artık aklım nerdeyse oturma odasındaki boyu bana kısa gelen kanepede cenin gibi sızmış uyurken telefonum çaldı.karşı taraftaki ses statü ya da seviye dershanesi gibi (gibi diyorum çünkü görüşmeyi yaptıktan sonra tekrar uykuya daldığım için verilen ismi net hatırlayamıyorum) bir isim verdi ve hafta sonu uğrayabilir misiniz dedi.tamam uğrarım dedim.dün sabah tıraşımı olup  elimde ne varsa biraz resmi giyinmeye çalışarak (ceket filan) evden çıktım.dershanenin ismini net hatırlamıyordum ama verilen adres tarifine (hatırladığım kadarıyla) güveniyordum.çankaya itfaiyenin oralarda adı s ile başlayan kaç dershane olabilirdi ki en fazla.
ve büyük çankaya macerası böylece başladı.henüz taksi dolmuştayken arabanın camından dışarı bakarken anladım işleri batırdığımı.seviye dershanesi diye zihin haritamda canlandırdığım yer aday dershanesiydi ve ben onun önünden geçen taksi dolmmuştaydım.mecburen yanlış olduğunu bile bile orda indim.başladım seviye dershanesini aramaya.delilikle dahilik arasında çok ince bir çizgi var derler ya doğru olabilir çünkü pekala adres arayan adamla da delilik arasında çok ince bir çizgi olabileceğini gördüm o gün.resmen avare gibi havalara bakarak geziyordum ortalıkta.insanları evleri şekilleri sanki dünyaya ilk kez o gün gelmişim gibi anlamlandırmaya çalışıyordum.halimi gören insanlar da zaten bana tuhaf tuhaf bakıyorlardı.peki tahmin edin ansızın ne oldu.hiltonun etrafından iki ya da üçüncü dönüşlerimin birinde birden kocaman bir s harfi gördüm.hemen ışığı gören pervaneler gibi takip ettim tabelayı.evet seviye dershanesini bulmuştum en sonunda.hemen ışıklardan koştura koştura geçip binaya attım kendimi.uzatmayayım derhaneye girdim etrafta müdür odası gibi bi şey yazan bi tabela aramaya başladım.camlı bir bölmenin arkasında oturan beyaz önlüklü kadınlardan biri kafasını bölmeden çıkartıp şakın bir suratla "buyrun?" dedi.bi çeşit  meczup olduğu düşünmüştü herhalde.en salak ses tonumla kakılmış gibi ben iş görüşmesi için gelmiştim dedim.bi yer tarif etti oraya gttim.iki hanım oturuyordu içerde.aynı şekilde derdimi anlattım.şaşkın şaşkın bakmaya başladılar yüzüme.sonra içlerinden biri bir yanlışlık var galiba diyebildi.evet yanlış gelmiştim.hemen anladım.ama bir yandan da salak gibi gözükmemek için hemen kabullenmedim durumu.müdür bey derste çıkınca görüşün isterseniz ama öğretmen alımımız yok şu anda dediler.tamam ben biraz beklerim dedim.içerdeki kantine gidip bir neskafe içtim.derken aklıma beni arayan numarayı aramak geldi.kontörüm olmadığını fark ettim.sonra içeri gidip en azından beni arayan bu numaranın onlara ait olup olmadığını sormak geldi aklıma .gidip sordum.numara müdür beyin değildi.dolayısıyla burdan aranmmıştım.başka arayan olsa bilirdik gibi bi şeyler de dediler.durum iyice netlik kazanmıştı.yanlış gelmiştim.bi şeyler geveleyip (arkadaşlar beni işletti galiba filan gibi utanç verici komik bişeyler söyledim yanlış hatırlamıyorsam) çıktım.bu arada adamı sabit telefondan aramıştık ama cebi kapalıydı.kontör alıp yine aramaya karar verdim ve başladım kontör aramaya.girdiğim hiç bi markette sanki ayarlanmış gibi telefon kartı kalmamıştı.kafamda binbir ihitimal ve düşünceyle çankayadaki aveya bayisine gidip kontör yüklettim.sonra adamı aramaya başladım.yok yok yok.aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor.
adama ulaşmak mümkün değil gibiydi en azından evden çıkmışken beni arayan dershaneyi bulup bu görüşmeyi olmazsa başka bi idareciyle yapıp bu olayı artık kapatmam gerektiğine karar verdim.ve adında s olan bütün dershaneleri dolaşamaya başadım.
daha sonra araştırmamı biraz daha genişletip içinde akademi vs gibi isimler olan yerleri de kattım.bazen "içimden bir ses" öyle diyor diye alakasız yelere bile girip çıktım.artık umutsuzluktan iyice medyuma bağlamış durumdaydım.aramalarım hep hüsranla sonuçlanıyordu.hayır biz aramadık efendim sizi.yanlışlık olamalı.hayır efendim biz satranç kursuyuz zaten.hayır.kim dediniz.hayır bizim numaramız değil.
taksi dolmuştan ineli iki saati geçmişti.son bir ümitle bir yere daha gireyim dedim.ancak bu sefer salak gibi görünmeden numaranın oraya ait olup olmadığını anlamak için süper bir fikir gelmişti aklıma.müşteri gibi davranacaktım.hatta hikayeyi biraz daha canlı kanlı hale getirmek için ayrıntılar bile kattım.içeri girdim kardeşimin kpssye hazırlandığını bir kpss kursu araştırdığını geçenlerde böyle bir yerden arandığını ancak bu yerin adını unuttuğunu söyledim mümkünse bu numaranın onlara ait olup olmadığını öğrenebilir miyim diye sordum.numaranın sadece sonu aklında kalan memur kız evet burası dedi.filanca hanımın numrası buyrun sizi onla görüşmeye alalım.müdürenin odasına çıktım.teyit etmek için bir kez daha ona sordum numarayı hayır buranın değil dedi ama madem geldiniz kampanyalarımız hakkında bilgi verelim.güzelce enformasyonumu alıp tıpış tıpış çıktım.tam evin yolunu tutmuştum ki zirve dershanesinin tabelası bana resmen göz kırptı.hey statü seviye değil zirveydi duyduğun yerin adı z ile s yi karıştırdın aptal şey gel hadi buraya dedi tabela bana.içeri girdim.yine aynı hadiseler yanlışlık olcak karışıklık olcak vs.sonra müdür beni odasına çağırdı.bizim aslında coğrafyacıya ihtiyacımız var var hocam sen bence branşını değiştir dedi.sanki saç modeliden bahseder gibi rahat söylüyordu adam bunu.tamam olur dedim.hayırlı işler dileyip çıktım.
eve deldiğimde beni bir kaç gün önce arayan numarayı yine aradım.hala kapalıydı.

1 yorum:

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil